Yazdır
Hayatın zorluklarına meydan okuyorlar
Üç Kadın
uc-kadinİçinizden kaçınız boşandı ya da çocuğu kanser oldu?

Böylesi zor bir soruyu cevaplamak kolay değil. Ama sayfalarımıza konuk olan üç kadın, cesurca başkaldırdıkları hayatla artık barışmış görünüyorlar. Yaşamlarında bundan sonra karşılarına çıkacak her ne varsa onları da alt etmeye ve yakaladıkları mutluluğa tutunmaya oldukça kararlılar.

“Hiçbir anne bu acıyı yaşamasın”
Gülcan Mülhim


Bir sabah uyanıyorsunuz ve çocuğunuzun lösemi hastası olduğunu öğreniyorsunuz. Ne hissedersiniz? Büyük ihtimalle dünya başınızı yıkılır. Ama Gülcan Mülhim, o başına yıkılan dünyadan kızına ve kendisine yepyeni bir dünya yaratmış.


Kızınızın lösemi hastası olduğunu nasıl öğrendiniz?
Bir sabah kızımın boynunda bir beze fark ettim. Birkaç gündür de boyun ağrısından şikayet ediyordu. Böyle bir hastalığın başımıza geleceği aklıma bile gelmezdi. Sonra hemen ablama koştum. Ablamın komşusu doktordu. Doktor kızımı muayene ettikten sonra hastaneye götürmemizi istedi. Hastanede ise doktorlar hastalığın net adını söylemedi. Sürekli “kötü” diyorlardı. Cerrahpaşa’ya ardından Çapa’ya gittik, kızıma bir türlü teşhis konulamadı. En sonunda teşhis kondu ama bu sefer de bana söylemediler. Bir süre sonra hemşireden kızımın hastalığını öğrendim. O günü bir daha yaşamak istemiyorum. Aynı duyguyu, kızıma bir sene önce epilepsi teşhisi konduğunda da yaşamıştım.

gulcan-mulhimTedavi süreci nasıldı?
Jülide’nin tedavisine Mayıs 2000’de başlandı, tam 6 sene oluyor. O zaman henüz 4 yaşındaydı. Ardından öğrenme güçlüğü yaşamaya başladı. Aslında öğrenme güçlüğünü okula gitmeye başladığı zaman anlayabildik. Şimdi bir yandan da epilepsi tedavisi görüyor.

Maddi bakımdan zorlandınız mı?
Hastalıkla ilk tanıştığımızda eşimin yeşil kartı vardı. Tedavi olmaya başladığında yeşil kart ilaçların ücretini karşılamıyordu. Eşimiz, dostumuz yardım ediyordu ama yeterli değildi. Çünkü çok fazla ilaca ihtiyacımız vardı üstelik hepsi oldukça pahalıydı. Örneğin, 21 gün boyunca kullanması gereken bir ilacı vardı, fiyatı 80.00 TL.’ydi ve ben alamıyordum. Sonra fiyatı 10.00 TL.’ye indi. Bir yandan dikiş dikiyor, takı tasarlıyordum. Mutfaktan giderlerinden kesip, ilaç masraflarını karşılamaya çalışıyorduk. Çünkü alamadığımızda Jülide kötü oluyordu. O dönemde kiramızı, faturalarımızı ödeyemiyorduk. Hâlâ yaşadıklarımı düşününce çok kötü oluyorum, ağlama krizlerine giriyorum.

DENİZ VARGELOĞLU

Devamı Seninle Dergisi Kasım 2009 Sayısında...

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine