Yazdır
Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...
Kültür - Sanat

ece-seckın-20150805Lakabı Roket

Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki röportajımızda anlattı.

Altın Kelebek ödüllü genç ve güzel sanatçı Ece Seçkin, bu ayki röportajımızın konuğu. Kazandığı başarıları, müziği ve gelecek planlarını bizimle paylaşan Ece Seçkin'in yeni maxi single'ı ‘Aman Aman’ müzik raflarındaki yerini aldı.

23 yaşında olmanıza rağmen, Altın Kelebek ödülünü aldunuz. Bu ödül sizin için ne ifade ediyor?

Ödülü aldığımda 20 yaşımdaydım. Son derece heyecanlı ve gurur vericiydi. Geriye dönüp baktığımda çok mutlu oluyorum.

'Hoşuna mı Gidiyor’, 2014’ün en çok izlenen videosu oldu. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

‘Hoşuna mı Gidiyor’, Ozan Doğulu'nun ‘130 bpm Moderato’ isimli albümünde seslendirdiğim bir parça. Sokakta, arabada, yolda hâlâ her yerde insanlar bu şarkıyı dinliyor ve söylüyor. Özellikle çocukların ilgisini çekmiş olması, en çok dinlenen şarkı ünvanını almasını sağladı. Youtube kanalında 91 milyon izlenmeye ulaştı. Böyle bir rekoru tahmin edemezdim. Bu kadar çok sevilmesi beni çok mutlu ediyor.

Şarkılarınız, klipleriniz oldukça enerjik. Günlük hayattaki Ece Seçkin de benziyor mu bu kıpır kıpır kıza?

Kesinlikle evet. Günlük hayatımda da delidoluyumdur. Aşırı derecede hareketli ve yerinde duramayan bir yapıya sahibim. ‘Atom karınca’ ve ‘Roket’ lakaplarım arasında. Kliplerimde, TV programlarında da bunu görüyorsunuz zaten.

Prodüktörlüğünüzü Ozan Doğulu yapıyor. Nasıldır Ozan Doğulu ile çalışmak?

Ozan Doğulu ile çalışmak çok ciddi sorumluluk gerektiriyor. Aramızda prodüktör-solist ilişkisinin dışında ağabey-kardeş ilişkisi de var. Çok sevdiğim, çok değer verdiğim ece-seckın-20150805-1birisi.

8 yıl bale ve dans eğitimi almışsınız. Konservatuarın piyano bölümünü birincilikle kazanmışsınız. Bu ilginizi ortaya çıkaracak çalışmalar yapmak istiyor musunuz?

Sahnede ve kliplerimde sürekli dans ediyorum zaten. Ama dans konusunda kendimi geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. Yeni video klibim için hummalı bir çalışma dönemindeyim.

Hayatınızın ne kadarı müzik ile dolu?

Hayatımın tamamı müzikle dolu. Müziği yaşıyorum da denebilir. Annem piyano öğretmeni olduğu için evde sürekli bir müzik sesi hakimdi. Okumayı öğrenmeden önce notaları öğrendim ben. Hep diyorum, “Müziğe anne karnında başladım” diye...

Siz de yazar mısınız, besteleriniz var mı?

Evet, şu an deneme sürecindeyim. Elle tutulur şarkılar yapmak için çalışıyorum. Denemelerim de her geçen dün daha iyi oluyor. Bir gün mutlaka kendime ait şarkılar da söyleyeceğim. Zaten o da söylediğim en iyi şarkı olacak.

Çalışma temponuz nasıl, yakın zamanda konser programınız var mı?

‘Hoşuna mı Gidiyor’ turnesi 103 konserle bitti. Temmuz ayında da yeni maxi single’ım ‘Aman Aman’ın konser turnesine başlayacağız. Türkiye’nin ve Avrupa’nın birçok şehrine gidip konserlerime kaldığım yerden devam edeceğim.

Yeni maxi single’niz ‘Aman Aman’ müzik raflarındaki yerini aldı. Çalışma süreci nasıl geçti?

‘Aman Aman’ şarkısının bana gelişiyle başladı diyebiliriz. Çok eğlenceli bir süreç geçirdik. Stüdyo aşaması zaten bana göre en eğlenceli kısımdır. ‘Aman Aman’ hem sound hem vokal açısından bu zamana kadar söylediğim en iyi şarkı.

Yeni imajınız, pembe saçlar ve yeni albüm… Bundan sonrasında neler olur?

Maxi single’ımdaki bir diğer hareketli ve keyifli bir şarkı olan ‘Follow Me’ye Eylül ayında klip çekeceğim. Önümüzdeki albümün çalışmalarına da başladım bile. Repertuarımı tamamlamak üzereyim. Bu zamana kadar olduğu gibi yine hareketli ve eğlenceli şarkılar seçtik. İmaj konusunda da yine enteresan birşeyler yaparım diye düşünüyorum.

KİTAP

GAZETE SAYFASINDAN FIRLAYAN AHMET MÜFİT

ece-seckın-20150805-3Bir raslantı sonucu gazete sayfasında gördüğü Ahmet Müfit'i bir belgesel roman niteliğinde bizlere sunan Cem Arda ile kitabının hikâyesini ve çarpıcı gerçeğini konuştuk.

Gerçek kişilerin başından geçen gerçek olayları anlatan ‘Ahmet Müfit’ aslında 1950’li yılların başında Hamburg’da başlayan, İstanbul ve İzmir’de sona eren büyük bir aşkın, kovalamacanın ve siyasi entrikaların şelale gibi akan romanı. Yazarı Cem Arda, “Yakaladığını son sayfasına kadar  bırakmıyor” diyecek kadar da iddialı.

Ahmet Müfit kitabı aşk ve maceranın buluştuğu belgesel roman niteliğinde bir kitap. Romanı kaleme alma fikri nasıl oluştu?

Almanların 1820’den beri yayınlanan ‘Hamburger Abendblatt’ adlı bir gazetesi var. Arşivlerini elektronik ortama taşıyıp okurlarına açtılar. Bu fırsatı değerlendirip Almanlarla ilişkilerimizin geçmişini araştırırken Ahmet Müfit karşıma çıktı. Gazete, 22 Aralık 1951 tarihli baskısında bir tam sayfayı ona ayırmıştı. Kırşehir şilebinin telsizcisi olan
Ahmet, Hamburg limanında tanıdığı bir Alman kıza aşık olmuş, onun uğruna istifa  edip Almanya’da kalmıştı. Aşk, polisiye ve siyasi olaylarla yoğrulmuş çok ilginç bir yaşam öyküsü karşıma çıktı. Sanki Ahmet gazete sayfalarından başını uzatmış, “Hayatımı yazsana!” diye sesleniyordu. O çağrıya uydum ve bu romanı yazdım.

Topladığınız belgeleri romana nasıl aktardınız?

Bu gazetenin haberleri ile yetinmeyip Alman gazeteci arkadaşlarımın yardımlarını istedim. Diğer gazetelerin ve devlet arşivlerinden Ahmet Müfit ile ilgili çok çarpıcı bilgilere ulaştık. O dönemde Almanya yoklar ülkesi. Her şeyin karaborsası var. En çok aranan ürün ise sigara. Öyle ki, nakit para yerine geçiyor. Kasaba gidip iki paket sigara karşılığı 2 kilo et alabiliyorsunuz. Ahmet’in varlık içinde yaşamasının sebebi de Amerikan subaylarıyla ortaklaşa yaptıkları sigara kaçakçılığı. Romanı yazdıkça ister istemez dönemin modasından hit şarkılarına, siyasi liderlerinden sanat ve kültür etkinliklerine kadar komple yaşamın içine giriyor ve ayrıntılarıyla okurlarınıza  aktarmak istiyorsunuz. Roman, ağırlıklı olarak Hamburg’da başlıyor fakat 1950’li yılların başındaki İstanbul ve İzmir de geniş yer alıyor.

Kitabınız ile ilgili ne tür eleştiriler alıyorsunuz?

Beni “Amma da güzel yazmışım” diye şımartan eleştirilerden çıkardığım sonuç, romanı okumaya başlayanın kolay kolay elinden bırakamadığı...

Kitabınızın Almanya’da basımı için bir teklif almışsınız. Türkiye’de aldığı beğeniyi Almanya’da da alır mı ‘Ahmet Müfit’?

Teklif, romanı okuduktan sonra, “Mutlaka Almanya’da da basılmalı” diyen Berlin merkezli Regenbogen Verlag’ın kurucusu Metin Ağaçgözgü’den geldi. Romanınece-seckın-20150805-2 kahramanlarının bir bölümü Alman. Ayrıca Almanya’da patlak veren büyük bir siyasi skandalı da ortaya çıkarıyor. Kitabın Türkiye’de basılmasında da büyük emeği geçen Metin Bey'in yayınevleri ile temasları olumlu şekilde ilerliyor.

Kitabınızı günümüz romanlarından farklı buluyor musunuz?

Ahmet Müfit’in farkı gerçek kişilerin, gerçek olayların konu edilmesi, belgelere dayanması ve uluslararası bir platformda geçiyor olması. Bazı romanlarda karşılaştığımız, hayal gücünü ve mantığı zorlayan, “artık bu kadarı da olmaz”, dedirten kurgular yok. İç bayan, süslü, ağdalı, anlaşılması zor ‘edebi’ cümleler de yok. Ortada kolaylıkla anlaşılabilecek, gerektiğinde karşınızdakilere kolaylıkla anlatabileceğiniz bir konu var.

Kitabınız 'çok satanlar' listesine girecek mi?

Çok isterim, fakat kesin cevap: Hayır! Türkiye’de her ay 4 bin kitap basılıyor. Bunlardan ancak 500’ü büyük kitapçılara girebiliyor. İstisnai haller dışında ilk baskı romanlarda 1000, öykü kitaplarında 500, şiir kitaplarında ise 300 adet yapılıyor. Dolayısıyla pek çok kitabın kitapçılara ulaşması bile mümkün olmuyor. Bulunmayan bir kitap nasıl satılsın?

Sırada yeni bir roman var mı?

‘Ahmet Müfit’ iki yılımı aldı. Bundan sonra yazmam diye düşünürken, bu defa ‘İsmail Hakkı’ tesadüfen elime geçen 90 yıllık bir hatıra defterinden kafasını uzatıp, “Beni de yaz” diye seslendi. İsmail Hakkı, 1. Dünya Savaşı sırasında Ruslara esir düşen bir Türk subayı. Yedi yıllık esareti boyunca yaşadıkları ‘roman olur’.

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine